Travesti Kadıköy Rüzgârı Tutkuya Yolculuk

kadıköytrv

Rıhtımda İlk Bakış

Kadıköy akşamlarının o kendine has rüzgârı yüzüme çarparken, vapurdan inen kalabalık arasında onu gördüm. Saçları rüzgârla dans ediyor, gözleri şehrin ışıklarıyla parlıyordu. Adımlarında hem bir özgüven hem de ulaşılmaz bir gizem vardı. Göz göze geldiğimiz o an, şehrin bütün gürültüsü sustu.

Moda Sokaklarında Sessiz Davet

Yürüyüşümü yavaşlattı, yanımdan geçerken hafifçe gülümsedi. Moda’nın dar sokaklarından birine girdiğinde, adımlarım onu takip ediyordu. Her köşe başında rüzgâr biraz daha sert esiyor, onun parfüm kokusu havada ağır ağır yayılıyordu.

Kırmızı Dudaklı İtiraflar
Bir kafede oturduk. Elinde ince belli çay bardağı, dudaklarını hafifçe ıslatarak konuşuyordu. “Beni izlediğini hissettim,” dedi. Ses tonunda hem oyunbaz bir tını hem de samimi bir sıcaklık vardı. Gözleri, söylenmeyen sözlerin gölgesinde parlıyordu.

Geceyi Isıtan Dokunuşlar
Kadıköy’ün ara sokaklarında yürürken, bir anda elini elime koydu. Parmaklarının sıcaklığı içime işledi. Her adımda şehir biraz daha uykuya dalarken, biz uyanıyorduk. Rüzgâr, saçlarını yüzüme savurduğunda, dudaklarımız usulca birbirini buldu.

Tutkunun Kapısı
Bir apartman kapısının önünde durduk. Gözlerimle ondan izin istedim, o ise sadece kapıyı araladı. İçeri adım attığımızda, dışarıdaki rüzgâr yerini içimizdeki ateşe bıraktı. Gecenin geri kalanı, zamanın anlamını yitirdiği anlarla doluydu.

Sabahın Sessiz Veda’sı

Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte, o yine Kadıköy’ün rüzgârına karıştı. Arkasından bakarken, bu şehrin bazı insanları asla tamamen gitmez, sadece rüzgârla başka bir sokakta yeniden karşılaşmayı bekler, diye düşündüm.
Muhabir: Öncelikle seni tanıyabilir miyiz?
Ece: Adım Ece. Kadıköy’de yaşıyorum, sahilin rüzgârına ve bu semtin gecelerine aşığım diyebilirim.

Muhabir: Kadıköy senin için ne ifade ediyor?
Ece: Burası hem özgürlüğün hem de tutkunun şehri. Rıhtımda otururken bile farklı hikâyeler duyarsın. İnsanlar burada maskesizdir, en gerçek halleriyle dolaşırlar.

Muhabir: “Tutkuya Yolculuk” dediğinde neyi kastediyorsun?
Ece: Tutku, bir anda gelen o elektrik gibi… Bazen bir bakışta başlar. Moda sokaklarında yürürken ya da bir kafede çay içerken, hiç tanımadığın biriyle göz göze gelirsin. Kalbin hızlanır, nefesin değişir, o anın devamını yaşamak istersin.

Muhabir: Bu yolculuk senin için nasıl başladı?
Ece: Bir akşam rüzgâr biraz sert esiyordu. Saçlarım yüzüme vururken, karşıdan gelen biriyle gözlerimiz kilitlendi. Ne ben konuşabildim ne o… Sadece adımlarımız bizi aynı sokağa taşıdı. O geceyi unutamam.

Muhabir: O gecede seni en çok etkileyen şey neydi?
Ece: Sessizlik. Sokaklar tenhaydı ama kalbimiz çok gürültülüydü. Bir ara elimi tuttu. Parmaklarının sıcaklığı hâlâ aklımda. O anda şehir sanki sadece bize aitti.

Muhabir: Bu karşılaşmalar sende nasıl bir iz bırakıyor?
Ece: Rüzgâr gibi… Bazen sert, bazen hafif. Ama hep hissedilir. Kimileri gelir ve gider, ama his kalır. Kadıköy bana bunu öğretti: Bazı insanlar gitmez, sadece başka sokakta yeniden karşına çıkar.

Muhabir: Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersin?
Ece: Hayatı ertelemesinler. Bir bakış, bir dokunuş bazen bir ömre bedel olabilir. Kadıköy’ün rüzgârını takip etsinler, belki tutkuya giden yol oradadır.

Yorum gönder